Genç Werther'in Acıları
09 Ekim 2011, Pazar

Gec Wertherin Acilari

Werther bir gün Mecidiyeköy metro istasyonunda defterine kapanmış vaziyette otururken, bir varlık kendinden emin adımlarla önünden geçti. Gözünü ondan ayıramadı Werther ama kafası yeterince karışıktı zaten. Werther bu duyguyu iyi biliyordu. Herşeyi sorgulamasına yol açan bu duygu onu heyecanlandıracak ve eninde sonunda mutsuz edecekti. Werther böyle giderse eninde sonunda yalnız kalırdı. Ona inananların sonunun intihar olduğunu görünce iyice pişman olmuştu zaten. Werther artık akıllı davranmalı ve herşeyi yoluna koymalıydı. Werther artık genç değildi. Onun mutlak bir huzura ihtiyacı vardı. Bu yüzden Werther, kafasını karıştıran bir şey olursa onu resmini yapıyordu. Onu karşısına alıyor, bir sayfaya hapsediyordu. O sayfaya hapsettiği hiçbir şey bir daha canlanamazdı. Eskiden, kaydederken yaşattığını sanırdı. Oysa bunu hep öldürmek için yapmıştı. Werther pişmanlıktan nefret ederdi. Pişmanlık dünyadaki en ağır cezaydı. Cehennem pişmanlığın ta kendisiydi. Werther pişman olmak istemezdi. O yüzden resim yapardı. Bir şeyi sayfaya çizerek öldürür, sonra onu izlerdi, müzik dinler gibi. Onlar sadece donuk çizgilerdi artık. Werther'in acıları ölürdü, çizdikçe. Başkalarında yeniden doğarken bu acılar, onda yok olurdu, hafiflerdi. Sanat kimseyi rahatlatmazdı, yaparken yapanı rahatlattığı kadar. Sanat temizlenmek içindi. Sonra birileri bu boku orasına burasına sürer, evirip çevirirdi. Werther bunları düşünürken sevgilisi gelmişti. Werther defterini kapadı. Gelen ilk metroya bindiler ve gittiler. Werther yemin ederim ki huzurluydu.

AddThis Social Bookmark Button