Yeni Albüm “Gelecek Senindir” çıktı
05 Nisan 2017, Çarşamba
Orkun Tüzel: Gelecek Senindir

Oturuyorum ve albüm hakkında ne yazabileceğimi düşünüyorum. Denemeler yapıyorum, fakat içinden çıkamıyorum. Fikirleri bağlayamayacağımı anlayınca pek çok kişinin yapacağı gibi, durumun kendisini yazıyorum. İçinde bulunduğumuz ¨LI(K)E¨çağına ters belki. Köpürte köpürte anlatmak ve her günün muhteşem geçiyormuş gibi görünmek gerek, şaşırma eşiği yükselmiş insanların ilgisini çekebilmek için. Fakat paylaşım reflekslerimin epey zayıfladığı bir zamanda, anlamsız geliyor. Yine de, doğrusunu söylemek gerekirse, Gelecek Senindir’in ülke müziğinde kendine özel bir yer edineceğine dair pek mütevazi olmayan bir inancım da mevcut. Sana bunu söylemezsem olmaz.

27 şarkısından anlaşılacağı üzere şarkıların ömrü 10 yıla varıyor. Henüz çalışmadığım zamanlarda, uzaklara gitme/kaçma arzusuyla yazdığım şarkılar da var, iş hayatına saplandıktan sonra isyan ettiğim şarkılar da. Karamsarlık ve iç hesaplaşma da var, ilginçtir, umut da. Eskiden pek olmazdı. Daha önceden dinlediysen bilirsin.

Son 4 yıldır bu projeyle ilgileniyorduk. Bazı dönemleri yoğun geçerken, bazı dönemlerde ne ile uğraştığımı bile unuttuğum oldu. Evimde ve Sertan’ın (Soğukpınar) stüdyosundaki kayıtlar ile başlayan süreç ki, Gezi Parkı dönemine denk geliyor, olması gerekenden uzun süreceği anlaşılınca, Kaçak grubundan da tanıdığınız Tuncay’ın (Mağden) da bize katılmasına müteakip düzenli buluşma, çalma ve rahatlama gibi bir sürece dönüştü. Bir yandan albümün işleri devam ederken; iş değiştirdim, ev değiştirdim, evlilikler ve boşanmalara tanıklık ettim. Evlendim. Profesyonel hayatın ikilemine kapıldım. Müzik ile parayı bağdaştıramadığım için ofis robotuna dönüştüm. Yine de sevdiğim bir iş ile bunu yaptığım için memnun oldum. Mesleğimde uzmanlaşırken, müzikten kopmamaya çalışıyordum fakat yeni heyecanlar yaşamaya da başlamıştım. Epey ülkede bulunma fırsatım oldu. İnsanlar arasında hayalet gibi dolaşmak hoşuma gitti. Konuşmalarını dinlemek, yemeklerini tatmak, kokuları teneffüs etmek sihirliydi.

Albümü unutmak normaldi, zira seçimler de atlattık, kutuplara bölündük, her geçen gün daha azınlık gibi hissettik, terör eylemleri yaşadık, üzerimizden uçaklar geçti, her geçen gün daha totaliter olduk, dünyadan kopmaya başladık. Dünyanın da iyiye gittiği söylenemezdi. Her şey tekerrür ediyor gibiydi ama küresel ısınma hariç. Hala ciddiyetine varamadık. Bir yandan, ülkemiz gündeminin ve bizi mutsuz eden sebeplerin aslında dünyanın umrunda bile olmadığını ve daracık kapsamlarda hapis olduğumuzu bizzat gördüm, yaşadım. Üstelik çoğu zaman bilinçli olarak bu duruma sokuluyorduk. Amacım bahane üretmek değilse de, mutlaka bunların da etkisi oldu. Çok daha kötü de olabilirdi ama neden şükretmem gereksindi? Ve zaten daha ne kadar kötü olabilirdi?

Her neyse, sonuç olarak albüm tamamlandı. Ara ara kopuşlar olsa da, geçmişe baktığımda iyi ki de yapmışız dediğim bir çalışmanın sahibi oldum. Zenginlik bu değil miydi?

Peki albümde kimler ne çaldı?
Davul dışındaki tüm enstrümanların icra ve kayıtları bana ait. Davulu ALT grubundan ve Ogün Sanlısoy’dan tanıdığınız Sertan Soğukpınar çaldı. Vokal ve davul kayıtları Sertan’ın Kadıköy’deki stüdyosunda gerçekleşirken geri kalan tüm enstrüman kayıtlarını kendi ortamımda gerçekleştirdim.

Teşekkürler kısmına geldiğimizde ise:
Albüm kapak tasarım sürecindeyken tesadüfen tanıştığım Ercan Nailoğlu’na hazırladığı illüstrasyon için teşekkür ederim. Böylece kapakta benim garip çizimlerinden birinin olması önlenmiş oldu.
Bir süredir beraber çaldığımız basçımız Tuncay Mağden’e desteğinden ötürü teşekkürü borç bilirim. Sayesinde stüdyoda iki kişi çalmaktan kurtulduk ve grup olduk.
Tuncay Mağden aracılığıyla tanıştığım, son bir yıllık dönemde sürece katılan, Çikolata Müzik Fabrikası’nin iki değerli emektarı Suat Yılmaz ve Övünç Dan’a desteklerinden dolayı teşekkür ederim. Suat Yılmaz ayrıca albümün mix ve mastering’ini üstlenerek albümün iyi tınlamasını sağladı.
Önceki grubumuz ALT’da da beraber çaldığım, albüm sürecinde her türlü desteğini eksik etmeyen, fikirleri ve davuluyla albüme değer katan Sertan Soğukpınar’a özellikle teşekkür ederim.

Bir dönem kapanıyor. Değişim, geri dönülemeyecek şekilde gerçekleşiyor. Her şeyden önce bedende… Eski yollar yok, o yollarda yürüyen asi de. Yeni durumlara adapte olup, dans eder gibi yaşamak ise asıl sanat. Vakit, karamsarlık için o kadar bol değil artık. Dönüşüm ise, birinin sana sunacağı bir hediye değil. Nihayetinde kendimizi bulmaya çalışıyoruz. Gerisi nasıl gelir bilmem, fakat bir gün yeni bir çalışma ile seni tekrar selamlamak isterim.

Buraya kadar okuduysan ve müziği sevmişsen, yapabileceğin en güzel şeyin paylaşmak olduğunu biliyorsun. Selamlar.

AddThis Social Bookmark Button