ya o?

zaman: 23.05.04 (gündüz)
mekan: ev
müzik: fuel – something like human

sadece elini tutmak istiyordu...
sadece müzik dinlemek istiyordu onunla... karanlıkta...
sadece saçlarını koklamak istiyordu...
sadece koşturup durmak istiyordu onunla...oradan oraya...
o, bir numaraydı...en eskisiydi...

ya o?
onun da nereye gittiğini, nerede oturduğunu öğrenmek istiyordu...
sesini duymak, nasıl konuştuğunu öğrenmek istiyordu...
niye sürekli somurttuğunu, niye sürekli siyahlar içinde olduğunu merak ediyordu...
çoktan ezberlediği istanbul manzaralarını bir kez de onunla izlemek istiyordu....
o da gizemliydi oldukça....

peki diğeri?
onunla ilgili hiçbirşeyi merak etmiyordu...
hayatları şu aptal otobüs dışında hiç kesişmemişti...
sadece memeleri ilgisini çekmişti...
onlar da gizemliydi açıkçası...oldukça...

sonra bir sabah uyandı,
yine yalnızdı mağarasında...
ağzı kokuyordu...
midesi çöp kutusu gibiydi...
dün gecenin düşlerinden sıyrılabilmesi birkaç dakikasını aldı..
aynanın karşısına geçip, her geçen gün aşağı sarkan gözkapaklarını inceledi,
ve sonra bir adım geriye çekildi, genel görünümüne baktı...
hala hayattaydı ve 27’sine henüz üç yılı vardı...
kendine kahve hazırlayıp odasına döndü,
müziği açtı, saat 10 sularıydı...

yaktı...
bir nefes aldı...
kollarını açtı...
yukarı bakıyordu ama tavanı görmüyordu...

uzaklardaydı artık...
düşler ne kadar önemsizdi şimdi...
hele tüm dünya, köpeği olmuşken...
hele gitarlar, çığlıklarıyla onu koruyorken...

hala hayattaydı ve 27’sine üç yılı vardı...

“her dem sevdalıya kız mız bahane (oktay rifat) ”

orkun(alt)

AddThis Social Bookmark Button