kürkler

zaman: haziran 06
mekan:ev
müzik: karışık

iki silindir denilen şey iki adet plastik beyaz kutuymuş,
içinde de birer tane kesmeşeker büyüklüğünde et parçası varmış.
bunlar kutulara ince beyaz birer iplikle bağlıymış.
açgözlü oto tamircisi, önce hasar görmüş et parçasını gösterdikten sonra,
yağlı ellerinde tuttuğu bu iki kutuyla bana bakarak ve gözleri parlayarak:
bunlara dana eti de olur, ucuza gelir 90bin ytl'ye hallolur senin silindirler dedi.

arabanın iki silindirli olduğunu öğrendikten sonra zaman kazanmak için:
evet 1. viteste baya zorlamıştım arabayı, istemeden oldu" diye açıklamalar yapmaya başladım.
bir yandan neler döndüğünü anlamaya çalışıyordum.

o sırada oto tamircisinin beş ahbapı kaportayı avuçlamış, arabayı yaptırmadan köyden çıkamayacağımı bana müjdeliyordu sinsi bakışlarıyla.
terli kareli gömlekleri hala aklımda.

o parayı nasıl ödeyeceğimi ve arabanın etle nasıl çalıştığını düşünürken uyandım...
sadece 45 dakikalık bir uykunun bedeli bu oldu...

üstünden birkaç gün geçti.

bıçak kemiğe girdi.
rahatım.
birşeyler içerde.
yapılacak birşey yok.
bunun rahatlığı var.
birşeyler koptu.
bir parça daha eksildi.
ama rahatım.
sığınacak birşey buldum yine çünkü.
diyorum ki,
en kötü ne olabilir ?
ve aklıma birşey gelmiyor.
gelenler de bana göre "kötü" değil, bu anlamsızlığın ortasında.
rahatlığa baksana.
herşey olacağına varıyor.
kader kısmet hayır bereket meselesiymiş.
rahatım.
nereye gittiğini görebiliyorum.
yaşımı bekliyorum.

her düşüş daha derine,
her çıkış daha yükseğe olmak zorunda.
o yüzden her seferinde kür uzamakta...
işte o biraz yoruyor.

bir de yanında kim var ? sorusu yoruyor.
karışık konu.
kurcalayınca pislik saçıyor.
saçtı da.
temizlemekle uğraşıyorum.
aramızdan bok sızıyor.
neyseki sayıları az, sayım az.

artık "insan" hakkında hiç iyi şeyler düşünmüyorum.
bunu nasıl açıklamalı.
pis özelliklerin nesilden nesile nasıl geçtiğini gözlemleme fırsatı bulmak durumunda bırakıldım.
bazılarının acı çekmeye mecbur olarak dünyaya geldiklerine inanmaya başladım.
ölümü beklemenin ne demek olduğunu, onun nasıl bir korku olduğunu da anladım iyice. korkaklar için tabi.
büyük bir şoktu ve 100 inç görsel şölendi benim için.
havai fişekler patladı içimde.
birçok şey çözüldü.
sonra dedem evine geri döndü...

kahretsin, 10000 days'i sevmeye başladım.
bu hiç iyi olmadı.
kürkçü dükkanı hiç değişmemiş.

AddThis Social Bookmark Button