İstanbul
06 Kasım 2013, Çarşamba

istanbul

AddThis Social Bookmark Button
 
Yüksek Tavanlar
03 Kasım 2013, Pazar

yuksek tavanlar

AddThis Social Bookmark Button
 
Bedenim
29 Ekim 2013, Salı

bedenim

AddThis Social Bookmark Button
 
Kompile Karga 4 : "Söz"
12 Ekim 2013, Cumartesi

Karga'nın 4. derleme albümü artık yayında...
Sizi zengin bir içerik bekliyor.
İçinde benden "Suyum" şarkısı da yer alıyor.

Farklı seslerle tanışmak için buradan indirin: http://kargabar.org/#/Album
Bu geceki lansman etkinliği için tıklayın.
İyi dinlemeler...

AddThis Social Bookmark Button
 
Ne Yapıyorum ?!
08 Mayıs 2013, Çarşamba

Kısaca:
Daha fazla müzik dinliyorum. 
Dün gece Melancholia'yı izledik, hala etkisindeyim.
Bu aralar mutfakta daha fazla zaman geçiriyorum.
Torbada tavuk ve fish&chips yaptım. Hiç fena değildi. Şaşırtıcı.
Havanın karamsar gitmesi hoşuma gidiyor.
Daha hareketsizim.
Yakınlarda yapacağımız seyahate çok az kalmasına rağmen ruhum henüz kopabilmiş değil gündelik takıntılardan.
Ama o duyguyu iyi biliyorum ve bu çok iyi gelecek... (Cümlelere "Ama" ile başlamayı seviyorum)


(Duccio di Buoninsegna)


Uzunca:

Her şey tabi ki böyle gidemezdi. Hayatımın "zaman varken para yok" kısmına gelmiştim yine. Geçinebilmek de gerekiyordu ve işte yukarıda 10 gündür baktığım ekran!

En son albüm kaydediyordum, gitar kayıtlarını kesip biçiyordum. Sanki üzerinden aylar geçti... Gitarı elime aldığım yok. Kendi kendime "geçici bir süreliğine" diyorum ve rahat kalmaya çalışıyorum. Hayat böyle yürüyor. Bundan kaçarsam müziği yapmak daha da imkansızlaşacak. O yüzden mecburi aralar verip fazla takmamak gerek.

İşin kötüsü, işimi seviyorum...  En sevdiğim kısmı ise bunu yaparken istediğim müziği dinleyebiliyor olmam. Çünkü kayıtları dinleyip durmaktan sıkılmıştım. İyi yönden bakarsak, yakınlarda yapacağımız seyahati haketmediğimi düşünürken şimdi bu gerçekten bir ödüle dönüşmüş durumda. (Tabi her şey iyi giderse!)

Her şey, otobüs bileti fiyatına bulduğumuz o uçak biletiyle başladı. Petra'yı görebilmek adına atladık. Sonra işin rengi değişti. "Bir daha ne zaman Kudüs'ü görebiliriz ki?" ye dönüştü. Kutsallığı beni tedirgin eden, ismini duyduğumda bende "sakallı adamları, tutucu dindarları bir de sanat tarihi derslerinde defalarca gördüğüm İsa'nın Kudüs'e Girişi sahnelerini" hatırlatan o şehir birden bir ihtimale dönüştü. Açıkçası hala ciddiyetine varabilmiş değilim ama giderek heyecanım artıyor. Zamanlama konusunda şüphelerim var, özellikle 5 Broken Cameras'ı izledikten sonra. Gerçi iyi bir zamanlama ne zaman oldu ki Ortadoğu'da. Kendimi gerçeğin içine fırlatmayı bekliyorum. Bakalım o her şeyin başladığı topraklar ruhumuzu nasıl değiştirecek...

Görünen o ki albüm hikayesi seyahat sonuna kalıyor. Çünkü yolculuk bu hafta sonu.
Oralarda ne olur bilinmez, kendinize iyi bakın.
Ben hayatı avucuma sığdırmaya gidiyorum..

AddThis Social Bookmark Button
 
Gitar ve Davul Kayıtlarının Ardından
18 Nisan 2013, Perşembe

Umduğumdan kısa sürdü.. Dün itibariyle akustik gitar kayıtları bitti.. Böylece iki haftalık bir dönem kapanmış oldu. Hangi şarkıyı nasıl çaldım hatırlamıyorum. Aklımda kalan, yüzlerce veya binlerce kere kayıt -> durdur -> sil komutlarını tuşlamış olmak ve sırt ağrılarım... Başka başka?

Gündüzleri ısınıyordum, öğle vakitlerinde kayıda başlayıp yoruluncaya kadar devam ediyordum. Eğlendiğim zamanlar da oldu. Yeni sesler denediğim ya da sololar için çeşitlemeler yaptığım zamanlar gibi.. Işıkları kapıyordum ve keyfime bakıyordum..  Havaların kötü gitmesi ise benim işime geldi, böylece perdeleri kapatıp dışarıda ne olduğunu umursamadan işime baktım. Bu arada uzun süredir yapmadığım bir şeyi de hatırladım. Yatmadan önce gecenin sessizliğinde sadece müzik dinlemek. Bu sırada bir şeyle uğraşmamak.. İyi geldi..

Burası da Sertan'ın mekanı. Fiyakalı değil mi? :) Gün içinde ben kayıtları yaparken o da burada yaptığı son kayıdı yolluyor ve sonra telefonda performansı yorumluyorduk. Böylece gitar ve davul kayıtları birlikte bitmiş oldu, rahatladık.. İkimiz de kayıtlarda yalnızdık. Bir yandan bilgisayarla uğraşmak da gerektiğinden tek başına olmak zaman zaman zordu ama başka çare yoktu. Stüdyoya girip 10 günde albüm kaydettiklerini söyleyen gruplara gerçekten şaşırıyorum. Bir gün ben de yapabilirim umarım. Belki de olması gereken odur, kimbilir.

Şimdiki plan ise ben gitar kayıtlarını editledikten sonra tekrar bu odaya vokal kayıtları için kapanmak... Bu sefer iki kişi olacağımız için daha yumuşak bir süreç olacaktır. Ne çıkacağını merak ediyorum. Uzun süredir bunu yapmıyordum. Heyecanla bekliyorum..

Görüşmek üzere

AddThis Social Bookmark Button
 
Gitar Kayıtları - 3
10 Nisan 2013, Çarşamba

10 gündür kafama kazınan tablo... sabah akşam hep aynı nokta... bazen umutsuzluk, bazen heyecan... sıkışan hayat, genleşen iç dünya... öz'le tekrar kurulan bağlantı... manevi tatmin ve maddi tatminsizlik arasında gidiş gelişler... kim olduğunu hatırlamak, yaptığın şeyin anlamını tekrar keşfetmek...

Her şey (hayat) planlandığı gibi gitmese de 11 şarkının elektro gitar kayıtlarını bitirdim. Beni biraz uğraştıracağını düşündüğüm Törpü adlı son şarkıyı da kaydedip akustik gitar kayıtlarına geçeceğim. Bazı şarkıları bir yıl boyunca hiç değiştirmeden stüdyoda çaldıktan sonra, bir hafta içinde üzerine yeni fikirler eklemek ilginç..

AddThis Social Bookmark Button
 
Gitar Kayıtları - 2
31 Mart 2013, Pazar

Bu mikrofonlama işini uzun süredir denemiyordum. Aslında gayet iyi bir sonuç aldım, özellikle de clean tone'lar için. Fakat bir sorun vardı: Gürültü...
Gece kayıt yapamamak, ses yalıtımı ve akustik gibi sebeplerden dolayı, kaydettiğim iki şarkıdan birini kullanmaya diğerini ise sil baştan yapmaya karar verdim. Bundan sonraki kayıtlara doğrudan ses kartına girerek devam ediyorum.

AddThis Social Bookmark Button
 
Gitar Kayıtları - 1
29 Mart 2013, Cuma

Teller değiştirildi. Bas kayıtlarının ardından yine evde gitar kayıtlarına başlıyorum. (Aslında başladım ama şimdi yeniden başlıyorum, sebebini bir sonraki yazıda anlatacağım) Şimdilik 12 şarkı kaydetmek gibi bir düşüncem var. Aslında gerginim. Niyetim makul tonlar yakalayıp, olabildiğince çabuk bu defteri kapatmak.

AddThis Social Bookmark Button
 
Bir Albüm Hikayesi
29 Mart 2013, Cuma

Pek çok defter tuttum ama kayıtla ilgili zamanları atladığımı farkettim. İleride hatırlamak üzere ve müziğimin akıbetini merak edenler için bu sefer böyle bir uğraş içine girdim. Bir sebebi de motivasyonu koruyabilmek.. Malum yine bir solo çalışma.. Ama bu sefer biraz daha farklı. Tamamen yalnız değilim.

Eski grup ALT'tan Sertan'la (Sertan Soğukpınar) yaklaşık bir yıldır çalışıyoruz. İlk başta rahatlama amaçlı başlayan stüdyo vakitlerinde sonradan kaydedilmeyi bekleyen şarkı fikirlerine değindik. Evde yaptığım altyapıları stüdyoya getiriyor ve onların üstüne çalıyorduk. Bu süreçte hiç basçı yardımı almayışımız gerçekten bazen zorlayıcı ve keyifsizdi ama ne kadar az insan o kadar az problem...

Neyse ki bütün şarkılar şekillendi ve kayıt aşamasına geldik. Bu arada Amos albümü tınısındaki sakin akustik gitarlara ve davullara veda etmek zorunda kaldım :) ama buna değdi.. Şimdi biraz daha elektro gitar ağırlıklı ve kanlı canlı davullu bir çalışma olacak ortada. Şarkılar yine geniş bir döneme ait olduğu için arada farklılıklar olabilir ve enstrümantal şarkılar da bulunmakta bu sefer. Şimdilik 12 şarkıdan oluşan isimsiz bir albümün hikayesi.. Buyrun..

AddThis Social Bookmark Button
 
Yoksa ?!
14 Mart 2013, Perşembe

!!!

yoksa ?!

AddThis Social Bookmark Button
 
Koku
28 Aralık 2012, Cuma

To Build A Home from Erik Koene on Vimeo.

haydi bakalım.. ilk üç akor.. sonra kendini tanıdık bir yolda yürürken görürsün ekranda..
hava soğuk, gri.. kokusu bile aklına gelir.. önemsiz bir gündür, ama sonra hatırlanmak içindir belki.. şu anda olduğu gibi..
bir diğer ağaca atlamanın yolunu arayan maymunlar gibiyiz.. müzik bir dal uzatıyor..
atlıyoruz ve geçmişte sıradan bir günü yakalıyoruz..

o günün hiç bir önemi yok.
bugünün olduğu gibi ama koku önemli.
genel koku..
smells like teen spirit...

AddThis Social Bookmark Button
 
Yabancı yerleşikler'den Mono için bir video
27 Temmuz 2012, Cuma
Kimse'ye teşekkürler.

Mono / Orkun Tüzel from .yabancı yerleşikler. on Vimeo.

AddThis Social Bookmark Button
 
Minik Adalar
20 Mayıs 2012, Pazar

Hatırlıyorum şu an.. Antalya'da sıcak ama keyifli bir öğleden sonraydı. En azından onun için.. Onun ofisindeydik. Ben müziğe yeni yeni ilgi duymaya başlamıştım. O ise bırakalı uzun süre olmuştu. Radyoyu karıştırırken bir ses duydu. Şiir mi okuyor, şarkı mı söylüyor belli değildi. Heyecanlandı, bana yakın bir dostunu tanıtıyor gibiydi. İşte Leonard Cohen! dedi. Radyonun sesini açtı.
O kim be? diye düşündüm. Tatsız, ağaç kabuğu gibi bir sesti. Belli ki, pek çok şey hatırlatmıştı ona. Doğal olarak anlamam mümkün değildi ve o duygularını anlatamıyordu.

O artık yok. Şu an Leonard Cohen çalıyor ve ben hatırlıyorum. Beyaz Renault 12 yi.. Uykulu vaziyette arka koltukta eve varmayı bekleyişimi. O zamanlarki bomboş İstanbul sokaklarını. Kendimi oyalamak için cılız bir ışıkta Gırgır ya da Fırt dergisini bilmem kaçıncı kez karıştırışımı.. Belki çalan şarkı ona sihirli bir geceyi hatırlatmıştı. O kadınla sabahın karanlığına kadar oturuşlarını, yeni tanışmanın hafifliğini tekrar hissetmişti. Yağmurlu bir günde arabasıyla yaptığı uzun bir yolculuk ve onun özgürlük duygusunu hatırlamış da olabilir. Ya da gençliğinin bir dönemini hatırlamıştı. Şimdi bana da bunları hatırlatıyor. Belki de aynı şarkıyı dinliyorum şu anda. Belki bu yüzden şarkı yapıyorum. Hikayelerin yeniden yazılışını görmek için. Hafızalar denizinde minik adalar dikmek için. Hayatlara yayılmak ve yaşayamadıklarımı başkalarına yaşatmak için..
Belki de bu yüzden sıkılmaya başladım.
Belki de onu özlüyorum.

AddThis Social Bookmark Button
 
Herhangi bir Şubat
22 Şubat 2012, Çarşamba

dogumgunu

 

Sikişken, kart bir 22 Şubat daha...

Üstelik büyük resmi görme denemem bile olmadı.
Gerçekten kartlaştı...
Biraz muhasebe yapmak iyi olabilirdi.
Bunun yerine ekran izleyip radyasyon yemeyi tercih ettim.

En azından daha fazla içebilirdim.
Neyse ki sonsuz yalnızlığım beni sarmalıyor yine,
birazdan kucağında uyuyakalacağım.

Bir hapa bakar.

 

AddThis Social Bookmark Button
 
İçimdeki Bozkır
01 Ocak 2012, Pazar

icimdeki_bozkir

(Polatlı)
Düzlüklere yayıldım. Uzun uzun baktım. Buranın şakası yok. Ne görüyorsan o.
Hep sorular geldi, geçti. Cevaplayamadan kayboldular.
Sonunda sadece "bakmak" ve "olmak" kaldı. Sadece "varoluş" kaldı.
Tüm isimler silindi. Sadece hisler vardı.

Bir zamanlar Anadolu'daydım. Herhangi bir tarihin herhangi bir kesitinde...
Soğuk hep aynı soğuktu, parmakları kestiğinde...

Bu dinlediğin, içimdeki bozkırın uğultusu.
Bu duydukların, içimdeki rüzgarın ıslıkları.

Aramızdaki geniş düzlükler dolmaz.
Belki böyle daha iyi....

AddThis Social Bookmark Button
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>